Yapay Zeka Nedir?

Merhabalar bu yazımızda yapay zeka nedir, yapay zeka uygulamaları nelerdir, yapay zeka, makine öğrenimi, derin öğrenme, artifical intelligence hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Konuyu kendi düşüncelerimle derine inerek anlatacağım.

Hazırsanız başlayalım. Eleştirilerinizi yorumlarda söylerseniz sevinirim:).

Evren bildiğimize göre bundan 14 milyar yıl önce büyük bir patlamayla oluştu. Bu sonsuz kütle ve yoğunluğu olan enerji Big Bang patlaması ile uzay boşluğuna dağıldı ve giderek genişledi. Bundan 4,5 milyar yıl önce ise Güneş Sistemi ve Dünya oluştu. Radyometrik tarihleme ve diğer kanıtlara göre 4,5 milyar yıldan fazla süre önce oluşmuştur. Bunu da radyometrik tarihleme ve diğer kanıtlara göre hesapladık. Dünya oluştuktan sonra çeşitli elementler oluştu. Bu elementler suyun içerisinde enerji alarak aminoasitleri daha sonrasında hücreyi oluşturdular. Bu da canlılığın oluşmasını ve hızla türedikten sonra evrimleşip gelişmesini sağladı. Canlılar arasında mükemmel bir alışveriş oluştu. Bu alışverişte kimi taraf verdi kimi taraf ise aldı. Kendi türünü devam ettirmeye çalışan canlılık alemi sürekli yeni yeni önlemler aldı ve alan taraftan kaçmaya ya da veren tarafı yakalamaya çalıştı. Bunların içerisinde canlıların mucizevi özellikleri gelişti. Mesela bir kuş gagası yetişmediği için ağzına aldığı bir dal parçasını ağaç deliğinin içine sokarak içindeki solucanı yakaladı. Doğadaki canlılar kendi türlerinin devamlılığı için yaşamın kurallarını öğrenmeye ve bunu gelecek nesle aktarmaya çalıştı. Bu türlerden birisi de insandı. Yırtıcı hayvanlardan kaçmak, suyu bulmak ve avlanmak gibi şeyleri yapmanın bir arada iken daha kolay olduğunu öğrenen insanoğlu sosyal bir çevre oluşturdu. Bu oluşturduğu çevrede uyum sağlayıp görev dağılımı yaptı. Kendi sorumluluklarının farkına varan insan ihtiyaçlarının çözümüne zamanla daha kolay ulaşmanın yolları olduğunu fark etti. Bir barınak için mağaraya girildi bu da barınak ihtiyacını karşılamak için geliştirilen bir fikirdi. Sonrasında avlanan kişi daha kolay avlanmak için daha iyi aletler tasarladı ve kullandı. Ateş bulunduktan sonra yiyecekler daha kolay çiğneniyordu. Isınmak için çok iyi bir işlev görüyordu. İşte tüm bunları yapan insan teknolojiyi kullanmıştı. İhtiyaç analizi yapıp çözümü bulmuştu. Sonrasında çözüme ulaşmanın başka yollarını bulmuştu. En kolay yolu bulmuştu. Çeşitli araç gereçleri geliştirmiş ve sürekli yaşamının devamlılığı için bu araç gereçleri kullanmıştı. Zamanla medeniyet daha da gelişti. İnsan kendini fark edip incelemeye başladı. Toplumsal birlikteliği sürdürmek için alışveriş sistemi gelişti. Para icat edildi ve teknolojiye bir yenisi katıldı. Kralın sandığını korumak için kilit geliştirildi. Kilit kırıldı ve yeni bir kilit oluşturuldu ta ki oda kırılana ya da daha kolayı bulunana dek. Derken şifrelenmiş sandıklar ortaya çıktı. İşte bunların hepsi teknolojinin gelişmesi idi. İşte şifreleme kavramından sonra artık en önemli şey bilgi olmuştu. Çünkü bilgi artık daha güvenliydi ve daha sırlıydı.

Bu bilgi artık 2. Dünya Savaşı’nda şifrelenmiş şekilde kullanıldı. Alman mühendislerin yapmış olduğu Enigma adlı makine sayesinde bir başka Enigma makinesine şifrelenmiş bilgi gönderiliyordu. Bu şifrelenmiş veriyi bir tek Enigma makinesi çözebiliyordu. 24 saatte 1 makinenin algoritması değiştiriliyordu. Bunu da diğer Enigma makineleriyle eş zamanlı olarak yapıyorlardı. Bilgi çok önemliydi çünkü Hitler’in uçaklarla nereleri bombalayacağı bilgisi şifrelenmiş bir şekilde aktarılıyordu. Bu yüzden bu şifrelenmiş veriyi kırmaları gerekiyordu. Bunu da deneme yanılma yoluyla ya da insan zekasıyla kısa sürede yapmak imkansızdı. Bunu insan beyni kendi örüntüleriyle yapmaya çalışsa bu da bir işe yaramayacaktı. Çünkü bu örüntü milyonda bir gerçekleşebiliyordu ve bu da çok uzun vadede çalışma gerektiriyordu. Derken Alan Turing adında İngiliz bir matematikçi çıkageldi ve bir makinenin şifreleme sistemini ancak bir makine çözebilir diyordu. Tasarladığı makine sayesinde şifreleri sırasıyla harf harf deniyor ve doğru sonuca ulaşana kadar makinenin çalışmasını sağlıyordu. Makine çok daha hızlı bir şekilde harfleri ve kelimeleri deniyordu. Bu sayede şifre kırılmıştı. Bir makine insanın çözemeyeceği şifreyi çözmeyi başarmıştı. Bir insan sayesinde.

Alan Turing çok zeki bir matematikçiydi ve şöyle bir fikir ortaya attı. Acaba makineler de insanlar gibi düşünebilir miydi? İşte bu can alıcı fikir sayesinde yapay zeka kavramı ortaya çıkmıştı.

Peki tam olarak yapay zeka nedir? Yapay zeka makinelerin insanlar gibi düşünebilmesini, öğrenebilmesini ve hareket edebilmesini sağlamaktır. Kısacası insanlar gibi davranmasıdır. Bu kavram 1970’li yıllarda yapay sinir ağları ile gelişmiştir. İnsanlar bir makinenin insanlar gibi davranabilmesi için insanlar gibi bilgiyi işlemesi gerektiğini fark etmiştir. Bu sebepten insanlardaki sinir ağlarının benzerini yapay sinir ağlarında kullanmışlardır. İnsan bilgiyi Nöronlar aracılığıyla aktarır ve Sinapslar yardımıyla birbirine bağlar. İşte yapay sinir ağlarında da bu işlem gerçekleşir. Oluşturulan algoritmalar sayesinde bilgi bir yapay sinir ağından bir başka yapay sinir ağına geçer. Bunu yaparken Sinaps işlevi gören algoritmalar kullanır.

İnsanlar gibi öğrenen makinelerin oluşması için oluşturulan yapay sinir ağlarından sonra 1980 yıllarından itibaren bir başka kavram ortaya konulmuştur. Bu da “makine öğrenimi (Machine Learning)” kavramıdır. Peki nedir makine öğrenimi. Makine öğrenimi bir makinenin kendisine verdiğimiz talimatlarla öğrenim gerçekleştirmesidir. Bir makine öğrenimi bir öğrenciye ders anlatmaya benzer. Öğrenciye ders anlatırız ve ondan çıktılar almaya çalışırız sonrasında bu çıktıları karşılaştırırız. Bu sayede öğrenci öğrenmiş olur. Makineler de verdiğimiz verileri ve talimatları baz alarak bizim belirlediğimiz bir çıktıya ulaşır. İşin ilginç kısmı bundan sonraki kısım. Bu kısım ise deep learning yani derin öğrenme kavramıyla açıklanıyor. Biz makinelere girdi verdiğimizde artık makinelere ne yapması gerektiğini ya da sonunda ne olması gerektiğini söylemiyoruz yani kuralları belirlemiyoruz. Sadece makinenin kurmuş olduğu örüntülerle ve öğrenmiş olduğu sınıflandırma yöntemiyle bir çıktı oluşturmasını sağlıyoruz. Öğrenci örneğiyle açıklamak gerekirse öğrenciyi öğretmiş olduğumuz bilgilerin tümüyle bir sınava sokuyoruz ve öğrenci yeni gördüğü sorulara kendi bilinç altındaki öğrenme tekniklerini hangi sorularda kullanacaksa öyle cevap veriyor.

İşte bu deep learning yani derin öğrenme konusu ipin koptuğu yer. Çünkü çıktının ne olduğu bilmiyoruz ve makineye herhangi bir kural koymuyoruz. Bu da Elon Musk gibi CEO’ ların yapay zekanın kötü sonuçlar doğuracağını söylemesine yol açıyor. Stephen Hawking yapay zekanın insanların en büyük başarısı olduğunu ve kontrolden çıkması halinde “yapay zeka insan ırkının son başarısı olur.” sözlerini kullanmıştır.

Kısaca sistemi bir bütün olarak görmek gerekirse yapay zeka makine öğrenimini içine alır makine öğrenimide derin öğrenmeyi içine alır.

Yapay zekanın henüz emekleme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Fakat buna rağmen ürkütücü bir olay anlatmak isterim. 2015 yılında New York’ta The Mount Sinai Hospital adındaki hastanede bir grup bilim adamı hasta kayıtlarına makine öğrenmesi algoritması entegre ediyor. Deep Pationt adındaki bu algoritma 700.000 kişiyi inceliyor. Sadece bu verilere bakarak hangi hastalıklara neyin sebep olduğunu ve hangi belirtilerin hangi hastalığa yol açacağını tespit ediyor. Araştırmayı yapan grubun başı Joel Dudley şöyle söylüyor “Bu program daha önce görmediğimiz bir doğruluk oranına sahip.”. İşin ilginç kısmını daha da ilginç yapan şey ise başka. Bu program şizofreni hastalığının kimlerin arasında çıkacağını çok acayip bir doğrulukta tahmin ediyor. Biz bile şizofreni hastalarını bu kadar kolay tespit edemiyoruz. Peki bu program nasıl olur da bu kadar kompleks bir hastalığın sebeplerini öğrenebiliyor. İşte işin bu kısmını biz de bilemiyoruz. İşin korkunç kısmı işte burada. Makine bizim bilmediğimiz bir yöntemle kendini geliştiriyor.

Bizler şu an yapay zekanın meyvelerini yiyoruz. Google çeviride kullanıyoruz. Arama motorunda yanlış yazdığımız kelimeleri düzeltmede. Hani şunu mu demek istediniz diyor ya işte orda. Youtube gibi platformlarda neyin ilgi alanımız olduğunu izlediğimiz videolara göre belirlemesini sağlıyoruz. Sonrasında ise bizim için videolar önermesini sağlıyoruz. Siri gibi ses algılama onları harflere dönüştürme ve anlamlandırıp cevap verme gibi kompleks algoritmalar sayesinde can sıkıntımızı gideriyoruz. Nitekim yapay zekanın tehdit olduğunu savunan Elon Musk’ ta Tesla adlı şirketinde sürücüsüz yani yapay zekaya sahip araba üretiyor. Nvidia ekran kartı üreten şirket ise bu konuda daha iyi bir algoritma geliştirdi. Çektiğimiz fotoğraflarda yüzümüzü algılayan telefonlar kullanıyoruz. Yani her ne kadar bu teknolojiden korksak da kullanıyoruz. Tıpkı Arthur C. Clarke’ın söylediği gibi “İki olasılık var: ya evrende yalnızız ya da evrende yalnız değiliz.” Yani 2 ihtimal var ya yapay zeka sonumuz olacak ya da olmayacak. Ben insanların küçük bir virüsle bile başa çıkamayacak kadar aciz olduğunu gördükten sonra yapay zekanın sonumuz olacağı kanaatindeyim. Saygılarımla Zafer GÜVEN….(Yazının kopyalanması yasaktır!)

Kısaca Yapay Zeka

Yapay zeka bir makinenin bir insanmış gibi davranmasıdır. Yani bir insan karşıdaki makineyi bir insan zannediyor ise bu yapay zekadır diyebiliriz. Yapay zeka makine öğrenimi kavramını ve derin öğrenme kavramını içine alır. Günümüzde derin öğrenme aşamasındaki örnekleri yazımda belirttim. Bir konuya daha değineyim. Yapay zeka teknolojisi birçok insanı işinden edecek gibi görünüyor. Fakat insanların birçoğuna da iş sağlayabilir. Sağlıklı günler…

5 1 vote
Article Rating
Abone ol
Bildir
guest

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x